Karantina sürecinin bizdeki izlerini yansıttığımız kolektif bir zaman kapsülü
Sağda “Untitled”, Mert Girişken
Üzerinden neredeyse bir sene geçmiş olmasına rağmen, hala aynı koltukta oturuyor, aynı duvara bakıyor, bu salgının ne zaman biteceğini sorguluyoruz. Bu süre zarfında, birbirimizden güç alarak, ortak paydada ürettiğimiz Karantina Project, içerisinde bir senelik karantina maceramızı ve bizdeki izlerini barındırıyor. Amacımız, duygu ve düşüncelerimizi kendimize özgü yollarla ifade ettiğimiz, bireyselliğimizi özgün bir kolektife dönüştürdüğümüz bu günlüğü sadece yaratıcı değil, aynı zamanda iyileştirici kılmak. İçerisine bir göz atarsak eğer:
“Başlarken”de pandeminin beraberinde getirdiği korkuyu tanıdık, tanımladık. Kendimizi bilinç akışımıza bıraktık; hayatın akışıdan ise sıyrılmaya çalıştık.
“Karantina Günlükleri”nde en çıplak endişelerimizi dile getirdik, belki de biraz duygu seline kapıldık, ancak her zamankinden daha güçlü çıktık.
“Peephole”da gözlerimizi başkalarının hayatına çevirdik; sadece bizim değil, herkesin başından aynı sürecin geçtiğini fark ettik. Empati kurduk, birbirimizin yanında olduk.
“Mesafedeki Yakınlık”ta, gündemi mimari, felsefe ve bilimsel açılardan ele aldık. Uzaktan sevmeyi öğrendik, böylece mesafeyi yok ettik.
“Pozitif İçe Dönüş”te, duygu ve düşüncelerimiz görselleştirdik, özlediklerimizi andık, tüm bunları yap- arken de özümüze yaklaştık.
“Kısık Ateş”te mutfağımıza girdik, sağlığımızı doğru gıdalarla nasıl daha iyi kılabileceğimizi anladık.
“Fotoğraflarla Karantina” da bütün bu sürecin özünü değerlendirdik, ders çıkarırken öğrendik, öğrendikçe “Başlarken”deki korkumuzu bütünüyle yendik.
Dönüp dolaşıp aynı yere mi geldik? Üzerinden neredeyse bir sene geçmiş olmasına rağmen, aynı koltukta oturuyor, aynı duvara bakıyor, ancak bu sefer geçmiş sayfaları kapatıyoruz. Baştaki tanımsız korkuyu yenerek, bu yeni normale daha emin adımlarla ayak basıyoruz. Kesinlikle umutsuz değiliz, hatta daha cesuruz.
Ben bu süreçte birbirinden güzel insanla tanıştım, alanım olmayan tasarım dünyasına bir giriş yaptım. Herkesin ürettiklerini dokurken fark ediyorum ki, çoğumuz aynı hisleri beslemiş, aynı sorunlara benzer çözümler üretmişiz. Bu anlamda kimimizin çizdiği bir resim, bir başkasının yazdığı metinle o kadar tamamlayıcıydı ki, tüm bireysel çalışmalar bir oldu ve bir bütün. Dilerim ki bu dergi, kimimizin çözüm aradığı bazı sorular için bir cevaba, geçmişe dönüp baktığımızda ise belge niteliğini taşıyacak bir zaman kapsülüne dönüşür.
Bu süreçte ürettikleri ve ürettiklerini benimle paylaştıkları için tüm katılımcılara;
Bu dergi ilk çıktığında bana koşulsuz inandığı, sonsuz destek verdiği ve en önemlisi de benimle birlikte hayal kurduğu için Ecem Öztürk’e;
Beni güzel fikirleriyle aydınlattıkları için Daniella, Gülce, Lal, Güneş ve Ali’ye;
Özellikle de bunu okumak için zaman ayıran Sen’e teşekkür ederim.
Sağlıcakla ve sevgiyle,
Alya